4 Aralık 2010 Cumartesi

fark ettim de,

artık sinemadan zevk almıyormuşum bu gece bunu anladım. yaklaşık dört ay önce gitmiştim en son, filmden olsa gerek o kadar eğlenmiş, o kadar mutlu olmuştum ki çocuklar gibi şendim ve hiç unutamadım o film boyunca hissettiklerimi. sanki birisi beynime, kalbime dokunuyordu o sıralar. sanki bir eli tutmuş sonsuzluğu çiziyordum üzerine. bir ömür o anki mutluluğumu hatırlayacağımdan emindim, hatırlıyorum da. o anki mutluluğum aklıma geldikce gözlerim doluyor. mutluluktan galiba ama emin de değilim, belki biraz hüzün vardır. her neyse, bu akşam ailem ile bir filme gittim, annem babam ve ben şeklinde oturuyorduk. film güzeldi, sevdiğim oyuncular vardı, konusu da vasatın üzerinde bir filmdi ama gel gör ki mutlu değildim, ilk yarısı olmadan sıkılmış, filmlerin sonunu gormeden uyumayan, yatmayan ben çıkmak istemiştim. babam zaten saatin geç, ortamın karanlık olmasından mütevellit uykuya dalmıştı bile (ah bide horlamasa ^_^). utanmasam ve uykum gelse bende uyurdum heralde. ama belirtmeliyim, benimki filmi beğenmediğimden, yada ortamın karanlığından değil. aksine çok beğenmiştim filmi, zaten karanlıkta izlenir böyle şeylerde. benim can sıkıntımın, filmden zevk almayışımın sebebi farklı sanırım. bilmiyorum nedir, ne değildir ama (umarım) gelecek sefer gittiğimde sonsuzluğu tekrar çizebileyim istiyorum.

iyi geceler sayın okuyan varsa okurlar. saat 2:09. 4 aralık 2010, gittiğimiz film ise Av Mevsimi.

Hiç yorum yok: