thom'un fifteen blows to your head demesiyle bay ernie ford'un you load sixteen tons what do you get demesi aslında aynı şeylerdi. arada onbeşbin dokuzyüz seksenbeş fark olması kelimelerin anlamını değiştiremiyor elbette. uğraşların tümünün boşa olduğunu ve kendi içimizde çelişegeldiğimizi vurguluyan bu iki şark- lan ne entel adamım. öyle güzel girişler yaptım ki resmen kendimden utandım. eski halime dönmem lazım hemen. aslında ne gerek var, olmak istediğim gibi olsam kötü mü olur? bence gayet iyi olur ama onu da olamıyorum işte, laent. bugün o ağızlarda bıraktığımız kekremsi tad hakkında konuşacağım, üç uzay mili yakındayken sevdiğin nedir ki mesafeler dediğin. aynı evren aynı yıldız değil mi tanrı, sevsene olm kız tam delikanlı. (Oo beyler akrostiş geliyor.)
(ya da gelmiyor, utandım.)
edir bu çektiğin senin deyiver hele
lk kez mi aşık oluyosun la hergele
iseli gibi uğraşıyorsun böyle
zme kendini git çabuk söyle
ena oluyorum seni görünce
vvelsi günler aklıma geliyor sinsice
ahşan Ecevit.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder